Geçtiğimiz yıl kartalkaya’da meydana gelen yangın faciası, birçok aile için tarif edilmesi imkansız bir acıyı beraberinde getirdi. Yangın, sadece alevlerin hızlı bir şekilde yayıldığı bir alan değil, ardında bıraktığı acılar ve kayıplarla bir travma merkezi haline geldi. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen kaybedilen hayatların ve yaşananların etkileri hala taze, hala hissediliyor. Yangın sırasında kaybedilen bir genç kızın annesi, "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyerek acısını tüm samimiyetiyle dile getiriyor. Bu acı dolu ifade, yaşananların sadece bir olayın ötesinde, insanların hayatları ve aileleri üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.
Yangın, 2022 yazında, yoğun sıcaklık ve rüzgar koşulları altında Kartalkaya bölgesinde patlak verdi. Duyumlara göre, yangının çıkış nedeni henüz netleşmemiş olsa da, dikkati çeken hususlardan biri, bölgedeki orman alanlarının kötü yönetimi ve yeterli önleyici tedbirlerin alınmamış olmasıydı. Yangın, kısa sürede birkaç kilometrekarelik alana yayıldı ve bölgedeki konaklama tesislerini tehdit etmeye başladı. Ekipler, yangını kontrol altına almak için çok sayıda itfaiye aracı ve personel ile bölgede mücadele etmeye başladı. Ancak, alevlerin büyümesi, kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor ve zamanla daha fazla can ve mal kaybına neden oluyordu.
Kayıplar arasında yer alan 22 yaşındaki genç kız Elif, ailesi ve yakınları için tarifsiz bir acının simgesi haline geldi. Elif'in annesi, yaşadığı kaybın onu nasıl derinden etkilediğini, her gün kızını düşünerek geçirdiğini ve onun kaybolan geleceği hakkında hissettiği ıstırabı dile getiriyor. “Elif’in gülüşü hala aklımda. Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım," diyerek, asıl tahammül edilemez olanın, ondan geriye kalan hatıralar olduğunu vurguluyor. Bu durum, başta Elif’in ailesi olmak üzere, yangında hayatını kaybeden diğer ailelerin yaşadığı travmanın sadece bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda toplumsal bir kayıp olduğunu ortaya koyuyor.
Yangın sonrası, acı dolu anılarıyla mücadele eden ailelerin oluşturduğu destek grupları, kaybedilen canlıların anısını yaşatmak ve geride kalanların hikayelerini duyurmak adına önemli bir rol üstleniyor. Toplum, kayıpların anısını yaşatmaya çalışarak, bu tür faciaların bir daha yaşanmaması için farkındalık yaratmaya çalışıyor. Özellikle orman yangınlarıyla mücadelede, yerel yönetimlerin alması gereken önlemler ve kış öncesinde hazırlıkların artırılması gerektiği konusunda sesleri daha da güçleniyor.
Kartalkaya yangınında yaşananlar, sadece doğal bir afet olarak değil, ayrıca toplum ve insan psikolojisi üzerinde de kalıcı etkiler bıraktı. Aileler arasında dayanışmanın artması, elbette ki bu zorlu süreçte önemli bir destek sağladı. Yangından sonra ortaya çıkan bağış kampanyaları ve yardım organizasyonları da bu acının bir parçası olarak insanları bir araya getirdi. Yaşanan kayıplar, sadece hatıralarda değil, hayat alanlarında da yer etmiştir, acının izleri her zaman silinmeyecek gibi görünüyor.
Umarız ki gelecekte, Kartalkaya yangını gibi felaketlerin yaşanmaması için gereken önlemler alınır ve kayıplarımızın anısı, bize daha iyi bir gelecek inşa etmemiz için bir motivasyon kaynağı olur. Zira kayıpların hikayelerini duyurmak, sadece onların anısını yaşatmakla kalmaz, aynı zamanda emsal teşkil ederek gelecekte benzer olayların önlenmesine de zemin hazırlar. Bir yıllık süre geçmesine rağmen, bu travmanın etkileri devam ederken, kayıpların ruhu her zaman bizimle olacak.