Son dönemde uluslararası gündemdeki en çarpıcı gelişmelerden biri, Hamas tarafından yayımlanan yeni bir rehine videosu oldu. Bu video, kaybolan ve esir durumda olan kişilerin durumunu, savaşın insanlara olan etkisini ve toplumsal adalet arayışını sorgulayan bir yapıya sahip. Görüntülerde, rehinelerin durumları ile birlikte duygusal bir mesaj verilerek, yaşanan sıkıntıların ötesinde bir hikaye aktarılmakta. Hamas'ın bu yeni videosunda duygu dolu mesajlar yer almakta ve "Eskiden ismimiz vardı, şimdi sayıdan ibaretiz" ifadesi, sadece rehinelerin kimliklerini değil, aynı zamanda insanlık durumunu da sorgulatıyor.
Rehinelerin kimlikleri, sadece birer istatistik olarak gösterilirken, ardlarındaki hikayelerin çoğu göz ardı ediliyor. Savaşlar genellikle kayıpların sayısıyla ölçülse de, her bir kayıp, bir ailenin parçalanması, bir çocuğun babasız kalması ya da bir annenin evladına hasret kalması anlamına geliyor. Bu bağlamda, Hamas'ın vurguladığı "isim yerine sayı" söylemi, rehinelerin yalnızca birer istatistikten öte olduğunu göstermek için oldukça kritik. Rehinelerin hayatları, kabus gibi geçen günlerin ötesinde, sevgi, özlem, pişmanlık ve umutla dolu: Ailelerinden uzakta, zor koşullarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bu görüntüler, yalnızca birer video değil; aynı zamanda milyonlarca insanın hissettiği kaygı, acı ve özlemle dolu birer belgesel niteliği taşıyor.
Hamas’ın yayımladığı bu video, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İnsan hakları örgütleri, savaşın neden olduğu travmalara ve rehinelerin maruz kaldığı şartlara dikkat çekerek, tüm taraflara daha fazla insan merkezli bir yaklaşım benimsemeleri çağrısında bulunuyor. Video, uzun süredir devam eden çatışmalardaki insan hakları ihlallerine dair bir fısıldama gibi. İstatistiklerin ötesine geçmek, gerçek insan hikayelerini yeniden yaşatmak, bu tür videoların en önemli işlevlerinden biri. Ancak bu tür içerikler, izleyicileri ne kadar etkileyebiliyor? Bu sorunun cevabı, izleyicilerin empati kurma kapasitesinde yatıyor. Sonuç olarak, süreklilik arz eden bir savaşta bireylerin yaşadığı trajedileri duyabilmek ve onlara bağlı kalabilmek, toplumların insani değerlerini test etmeye devam ediyor.
Hamas’ın bu yeni videosu, rehinelerin kimin olduğu sorusunu bir kenara bırakıp, "İnsanlık nerede?" sorusunu öne çıkarıyor. Rehinelerin sadece bir sayı olmaktan çıkartılıp, geriye dönüştürdüğü insan hakları mücadelesinin simgesi hâline gelmeleri, her bireyin görev ve sorumluluklarını gözden geçirmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Herkesin bir birey olarak sesini duyurabileceği ve savaşa karşı durabileceği bir dünya istemesi kaçınılmaz. Çatışmaların ve savaşların insanların hayata tutunma mücadelesinin önüne geçtiği bu günlerde, Hamas’ın videosu, insanlık durumuna bir ayna tutuyor.
Bu videonun yayımlanmasının ardından, dünya genelinde pek çok aktivist ve insan hakları savunucusu harekete geçerek, rehinelerin adaletini sağlamak için daha fazla ses yükseltmeye başladı. Sosyal medyada oluşan kampanyalar ve imza kampanyaları ile birlikte, insanlar rehinelerin sesine sahip çıkmaya çalışıyor. Unutulmaması gereken bir gerçek var ki; savaşın sahnelerinde kaybolan insanlık hallerine karşı harekete geçmek, insanlığın en büyük sorumluluğu. Bu video, alışık olduğumuz haber akışının çok ötesinde, her bireyin üzerindeki yükü artırırken, dünya kamuoyunu harekete geçirmesi bakımından büyük bir fırsat sunuyor. Unutmayın, rehineler bir rakam değil, birer yaşam. Her birinin ardında bir hikaye ve ses var. Onlara ulaşmak için sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz.