Türkiye’yi derinden sarsan depremin ardından geçen 6. günde, mucizevi bir kurtuluş hikayesi daha gündeme geldi. 24 yaşındaki genç, yaşadığı korkunç olayın ardından enkazdan sağ olarak çıkarıldı. Ancak bu kurtuluş, bazı ağır bedel ödemesine de neden oldu. Kolunu ve bacağını kaybeden genç, yine de hayata tutunmayı başardı. “Hala hayattayım” diyerek yaşama sevincini dile getiren genç, onun hikayesi, umut ve dayanışmanın simgesi oldu. Bu olay, hem acılarımızı hem de iyileşme sürecini vurgulayan son derece anlamlı bir örnek olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de gerçekleştirilen araştırmalara göre, depremler sadece fiziksel yapıları değil, insanların yaşamlarını da etkiliyor. Bu tür doğal afetlerin intihar, depresyon gibi psikolojik sorunların tetikleyicisi olması sık görülen bir durum. Fakat bu genç, dışarıda olduğuna ve hayatta olduğuna şükrediyor. Enkazda geçirdiği süre boyunca yaşadığı zorlukları, çaresizliği ve umutsuzluğu dile getiren genç, bu süreçte hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok zor anlar yaşadığını ifade etti. Ama karşılaştığı zorluklara rağmen, yeniden hayata tutunabilmek için mücadele etmeye kararlı. Bu durum, toplum olarak dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yaşadığı travmayı aşmanın ve tekrar topluma kazandırılmanın yollarını arayan genç, aynı zamanda diğer depremzedelere de ilham vermeyi umuyor.
Genç, sağlık ekibinin zamanında müdahalesiyle hayata döndüğünü belirtiyor. Onun bu durumu, hastane sürecinin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sadece fiziksel yaralar değil, aynı zamanda psikolojik destek de elzem. Deprem sonrası oluşan travma, toplumdaki birçok bireyi etkiliyor ve iyileşme süreci yalnızca bireysel değil, toplumsal olarak da ele alınmalı. Genç, “İnsanların dayanışma içinde olmalarının, yaşamak için verdiğim mücadelenin bir parçası olduğunu düşünüyorum” dedi. Çevresinden aldığı destekler ve toplumsal katılım ile birçok insanın yaralarına merhem olabileceğine dikkat çekti.
Hayatta kalmanın yanında, yaşamın kalitesinin artırılması da elzem. Gelişen teknoloji ve sağlık hizmetlerinin, yaralı insanların rehabilitasyonuna katkı sağladığını ifade eden genç, yaşadığı süreçte toplumun dayanışmasının önemine vurgu yaparak, “Bize uzatılan eller burada önemli, yalnız olmadığımızı hissetmek büyük bir güç” şeklinde konuştu. Bu tür olayların toplumda yarattığı yıkıcı etkiler, yaralayan değil yücelten bir hale dönüşebilir. Hayatı boyunca unutamayacağı bu deneyim, onu daha güçlü bir birey yapmakla birlikte, hayata dair tüm umutlarını yeniden gözden geçirmesine de vesile oldu.
Elbette, tüm bu yaşananların ardından iyileşme ve rehabilitasyon sürecinin uzun bir yol alacağını biliyor. Yine de “Hayatta kalmak en büyük başarım” diyerek mücadele etmekte kararlı. Bu anlamda, toplumsal dayanışmanın önemi bir kez daha sergileniyor. Yalnızca kendisi değil, birçok insanın da desteksiz kaldığı bu zorlu süreçte, başkalarına umut olabilmenin ona verdiği gücü dile getiriyor. Her halükarda, bu genç adamın cesareti ve azmi, sıradan bir felaketin ardında bile umut, dayanışma ve yaşam iradesinin nasıl filizlenebileceğini gözler önüne seriyor.
Depremin izlerini silmek elbet kolay değil ama bu genç, karşısındaki zorluklara direnerek, hayatta kalmanın ne demek olduğunu öğretmeye devam ediyor. Onun hikayesi, birçok insan için bir ilham kaynağı olurken, aynı zamanda toplumu bir araya getiren dayanışmanın güçlü bağını tekrar hatırlatıyor. Geçmişin acıları karşısında, geleceğe dair umut beslemek ve birlikte hareket etmek son derece önemli. “Hala hayattayım,” diyor bu genç. Diliyorum ki, bu direnç birçok insana da cesaret versin.