Afganistan, uzun yıllardır süregelen çatışmalar ve insani krizlerle gündemdeki yerini koruyor. Ancak geçtiğimiz günlerde alınan bir karar, ülkenin kadınlarına yönelik şiddet konusunda önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi. Ülke yönetimi, kadınlara yönelik fiziksel şiddet uygulamaya ilişkin yasaları değiştirme kararı aldı. Yeni düzenlemeye göre, kadınlar için uygulanan şiddet sadece 'kemik kırılmadığı sürece' yasal bir sorun olmaktan çıkarıldı. Bu durum, kentlerde ve kırsal alanlarda kadınların yaşamını daha da tehlikeye atan bir adım olarak değerlendiriliyor.
Afganistan'da kadın hakları, tarihsel olarak büyük bir mücadele alanı olmuştur. 1970'lerden bu yana, kadınlar eğitim, iş hayatı ve sosyal hayatta daha aktif bir rol almışlardı. Ancak 1980’lerin sonlarından itibaren, özellikle Taliban döneminde, kadınlar üzerindeki baskılar artmış, birçok hakları ellerinden alınmıştır. 2001 yılındaki müdahale ile birlikte kadın hakları konusunda belli bir iyileşme yaşansa da, bu iyileşmelerin kalıcılığı her zaman sorgulanır halde kalmıştır. Bugün, ülkenin yönetiminde hâlâ etkisini sürdüren gerici yaklaşımlar ve gelenekler, kadınları çok çeşitli şekillerde zora sokmaya devam ediyor.
Son günlerde, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, yeni yasanın kadınları nasıl daha fazla istismara açık hale getirdiğini gözler önüne serdi. Toplumun büyük bir kesimi, bu yasanın cinsiyet eşitliği ve kadın hakları açısından geriye gidiş olduğunu ifade ederek, uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin bu duruma müdahale etmesini talep etmeye başladı. Kadın hakları aktivistleri, Londra ve Washington gibi uluslararası merkezlerde düzenlenen basın toplantılarında, Afgan kadınların maruz kaldığı bu durumu dünyaya tanıtmak ve global ölçekte destek talep etmek adına eylemler düzenliyorlar. Özellikle genç feminist grupların, yeni yasa karşısında seslerini yükseltmeleri ve daha özgür bir toplum için mücadele etmeleri dikkat çekiyor.
Yeni yasanın ardından birçok kadın, fiziki şiddet veya istismar durumlarında geri adım attıkları ve şiddeti kabullenmeye yönelik tavır sergiledikleri için hayatlarını riske atmakla karşı karşıya kalıyor. Ülkedeki sağlık sisteminin eksiklikleri ve toplumsal baskılar, kadınların bu durumdan kurtulmalarını daha da zor hale getiriyor. Hem psikolojik hem de fiziki olarak tehdit altında olan kadınlar, yeni yasaların 'koruma' değil, 'susturma' işlevi gördüğünü vurguluyorlar.
Afganistan’daki gelişmeler, sadece yerel değil, uluslararası kamuoyunu da derinden etkiliyor. Birçok ülke ve insan hakları kuruluşu, bu durumu kınadı ve Afganistan hükümetine çağrıda bulunarak, kadınların haklarını teminat altına alacak yenilikçi ve yapıcı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtti. Kadın hakları, sadece Afganistan için değil, tüm dünya için yaşamsal bir sorun ve çözüm arayışları devam ediyor. Uluslararası iş birlikleri ve kadın aktivistlerinin müdahaleleri, sorunun çözülmesinde kritik bir rol oynayabilir.
Bu gelişmeler ışığında, Afganistan'da kadınların hakları ve yaşamları üzerinde ciddi bir belirsizlik hâkim. Yasalardaki bu tür değişiklikler, kadınların toplumda kabul edilme oranını da etkilemekte; eğitime erişim, iş bulma imkânları ve toplumsal hayatta etken olma paylarını azaltmakta. Bu sebeple, hem yerel hem de uluslararası düzeyde seslerin yükselmesi, global anlamda kadın haklarının geliştirilmesi adına büyük bir önem taşımaktadır.
Afganistan'daki kadınların karşı karşıya olduğu bu zorlu süreç, sadece yerel bir mesele değil, tüm dünyayı da ilgilendiren bir konu. Kadınların haklarının korunması, sadece Afganistan için değil, insanlık tarihi boyunca devam eden bir savaşın parçasıdır. Bu nedenle, tüm dünya insanlarının sesi olmak ve bu mücadeleyi desteklemek elzemdir. Unutulmamalıdır ki, kadınların özgürlüğü, sadece onların değil, toplumun da özgürlüğüdür.